aLeMiM Forum / Türklerin Paylaşım Platformu


Geri git   aLeMiM Forum / Türklerin Paylaşım Platformu > .:@:. GünceL Yaşam .:@:. > Sağlık > Psikoloji
Kayıt ol Yardım VB Image Host Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et


 


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27.08.08, 23:03   #1 (Sabitlink)
 
alaraa--´ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Üyelik tarihi: Feb 2008

Durumu: alaraa-- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Nerden: istanbul
Mesaj Sayısı: 4,573
Hobisi: resim müzik yüzme
Meslek: serbest

Ruh Halim: Konuskan

Mesajlar: 4,573
Aktiflik: 87%
Bağlı Kalma: 99%
Standart İçimizdeki Panoraya

Şüpheci- paranoid bir pozisyona geçtiğimizde, dış dünya yı tehlikeli ve güvensiz bir yer olarak algılarız.

Şüpheciliğimiz için belirgin nedenler olabilir. Bir gün evimize döndüğümüzde apartman kapısında gaspçılar kollarımızdan tutmuştur, bağırıp çağırmamıza rağmen kimse yardıma gelmemiştir, cüzdanımızı almışlardır vs..

Ama bir gün önceki dünya ile bir gün sonraki dünya arasında aslında ciddi bir fark yokken, neden böyle bir hissediş içine gireriz? Ortada bir sebep yokken böyle hissederiz çünkü bu durumda güvensizlik ve tehlike duygumuzun kaynağı dış ortamdan değil ruhumuzun derin katmanlarından gelmektedir. Bir zamanlar yaşadığımız beynimizde depolanmış üzerinden de yıllar geçmiş anılar, zaman zaman çeşitli nedenlerle aktive olmaktadır. Aynen bir yanardağın zaman zaman püskürmesi gibi.



İçimizdeki bu özellik harekete geçtiğinde tanıdığımız insanların , bazı arkadaşlarımızın veya ailemizden bazı kişilerin bizi sömürdüğünü veya zarar verdiğini düşünürüz.

İnsanlara olan güvenimizde bir azalmanın olması da şüpheci yanımızı gösterir. Bazı durumlarda bazı insanlara sırlarımızı vermek istemeyiz.Neden verelim ki? Bu sırları bizim aleyhimize olacak şekilde gidip kullanacaklardır. Ama “güvenlik” duygusuyla en ufak bir bilgiyi bile sır gibi algılayabiliriz. Sırların bu kadar çok olması insanlarla olan paylaşımımızı azaltır. Hayattan keyif alma yollarını azaltmış oluruz.

Bazen insanlar tehditkar davranışlar içine girerler. Kendimizi kötü hissettirirler. Antisosyal- “kötü” ruhlu insanlar, kendi mağduriyetlerini başkalarına acı çektirerek telafi etmeye çalışır. Ama madalyonun diğer yüzüne bakarsak bizde alıngan olabiliriz ve bir çok durumda sanki bize karşı saldırganca davranılıyormuş gibi hissedebiliriz. Gereksiz ve abartılı bir tehlike ve tehdit algılaması oluşturabiliriz.

Bize karşı yapılan hareketleri unutmamamız çok doğal bir davranıştır. Eğer unutursak, tekrar tekrar aynı kötü duruma düşebiliriz. Ama bazen bu kendimizi koruyucu özelliğimizi abartıp, küçücük bir kötü davranışı bile büyük bir davranışmış gibi zihnimize kaydedebiliriz.Yakın bir arkadaşımıza bir hafta önce belki onun çoktan unuttuğu bir olayı defalarca hatırlatıp ilişkimizi bozabiliriz. Böylece hiç istememize rağmen hayatı zorlaştırıcı bir tutum alırız.

Bazı durumlarda insanlar bizimle eğlenmek ve alay etmek isterler. Bu hoşumuza gitmez. Sinirleniriz, kızarız. Belki onlar kızgınlığımızdan da keyif almaya çalışabilirler. Ama bazen de bu alay etme davranışı hafif tonda olur. Ama bu durumda bile bizim kızgınlığımız ortaya çıkıyorsa bunu da şüpheci bir anımızda yaptığımız hatalı bir yorum olarak anlamamız iyi olur sanırım.

Çevremizde pek çok insanın eşini veya sevgilisini aldattığını biliriz. Bu bizim de başımıza gelebilir. Bunun tedirginliğini bazen bilincimizin derinliklerine gömeriz. Bazı durumlarda da bizi rahatsız edecek kadar yüzeye çıkabilir.

Paronoya hepimizin içinde derinlerde bir yerde hep durur aslında. Koşullar ve yaşadığımız olumsuz deneyimler onu harekete geçirir. Sürekli bir paronoya halindeysek, bu içimizdeki kuşkuyu “gömemediğimiz” anlamına gelir.

Onu geldiği o karanlığa (bilinç dışına veya tarih öncesi karanlığa) gönderebilmek yine de mümkündür kanımca.

Paronoya yı yok edemeyiz. Zaten yok etmemiz de bize zarar verir. Çünkü paronoyamız bizim aynı zamanda bir savunma mekanizmamızdır.

O içimizde uyusun ve gerektiği zaman harekete geçsin. Gerekmediği zamanlarda bir hayalet gibi dolaşıp bizi rahatsız etmesin.



Othello ve Şüphe



Kıskançlık ve şüphe diyince akla ilk gelen isim Shakespeare’in ünlü kahramanı Kıbrıs Valisi Othello dur herhalde. Otello nun Desdemona’ya yazdığı aşk mektuplarını Cassio taşımıştır. Daha sonra Otello Cassio yu teğmenliğe atamıştır. Aslında kendisi teğmen olmak isteyen Jago Desdemona ya aşık olan Roderigo dan da yararlanarak, Cassio ya iftiralar atmaya başlar.

Bu iftiralara Otello inanır ve karısı ile Cassio arasında bir ilişki olduğuna inanır.

Otello Jago ile karısını ve Cassio yu öldürmek için anlaşır. Jago Roderigo nun Cassio yu öldürmesini ister. Roderigo Cassio yu öldürmeye çalışırken, Cassio onu öldürür. Roderigo ölürken her şeyi itiraf eder. Herkes Desdemona yı öldürmüş olan Otello’nun başına toplanmıştır. Otello Jago yu yakalamak isteyenlere engel olur. Artık olan olmuştur. Kendisini de öldürmeden önce şu sözleri söyler:

“ Seni öptüm, seni öldürdüm, yalnız bunlar benim de ölmem için yeter ...”



Erkekler birbirlerine pek çok konuda destek olup yardım ederek dost olurlar. Ama bu dostluğu en çok sağlamlaştıran birinin diğerine sevgilisini elde etmek için yaptığı yardım olsa gerek.

SİRANO DE BERJERAK, (Edmond Rostand) adlı tiyatro yapıtında da bu konu incelenmez mi?

Ama aynı zamanda bu konu kendi içinde bir naziklik taşır.

Çünkü yardım eden kişi de “o kadına” (Desdemona vs) aşık olabilir.

Bu noktada Freud yen teoriyi de belki aşmaya çalışmak lazım. Bir kadının iki erkek arasında kavgaya neden olması veya bir çekime neden olmasını şöyle yorumlayabiliriz: İki erkeğin bir kadın için çatışma durumu klasik (Freud yen) baba ve oğul arasındaki bir çatışmadır.. Aynı kadını paylaşma da giderek kadının aradan çıkma olasılığını da içeren, eşcinsel bir paylaşım gibi algılanabilir.

Freud yen bir bakış açısı sanırım şu yoruma müsaade eder. Othello baba yı sembolize eder. Cassio ve Jago belki bir kişinin (yani erkek çocuğunun) aydınlık ve karanlık yüzünü sembolize etmektedir. Yani bu ikisi aslında bir kişidir. Sonuç olarak libido (cinsel) ve iktidar üzerinden bir çatışma yaşanmaktadır.



Ama günümüzde Freud un döneminden farklı olarak beynin çok katmanlı yapısı daha iyi bilinmekte, nöro-anatomik açıdan bakıldığında ilkel duygu ve tutumlar daha iyi sınıflandırılabilmektedir. Dolayısıyla bütün yorumumuzu çekirdek aile , iktidar ve baba üzerine kurduğumuz zaman, milyonlarca yılın izini taşıyan, belkide defalarca canlıları (türleri) çeşitli tehlikelerden korumuş olan paranoid refleksleri anlamamız zorlaşır.

Babanın evrenselliği kültürel yaşantımız buna elverdiği kadar ortaya çıkar. Babanın yerini anne vs de alabilir.

Sembolik dilin nasıl bir maddi yapı üzerinde olduğu da sembolik dilin kendisi kadar hatta ondan da önemli olabilir.

ALINTI
__________________
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:09 .


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0

Powered by  MyPagerank.Net Sektörler

Sitemiz paylaşım üzerine kurulu bir forum sitesi oldugu için kullanıcılar her türlü görüşlerini ve paylaşımlarını önceden onay alınmadan anında siteye yazabilmektedirler, bu yazılardan dolayi doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulmanız durumunda abuse@alemim.net adresine bildirebilirsiniz, sikayetiniz incelendikten sonra en kisa sürede gereken yapılacaktir

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339