![]() |
|
| AleMiM Ana Sayfa | Forum Ana Sayfa | BiZiMDiYaR | PoSoFChat | MP3 | TurkChat.NL | SohbetChat | ChatSohbet | Online BizimFM Radyo | http://www.alemim.net/forum/ |
| |||||||
| Kayıt ol | aLeMiM Paylasim Forumlari | Yardım | VB Image Host | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (Sabitlink) |
![]() ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Üyelik tarihi: Feb 2008 Durumu: Nerden: Günes oLmayan Yerde Mesaj Sayısı: 9,009Hobisi: folklör sinema yüzme tenis Meslek: student Ruh Halim:
Mesajlar: 9,009
Aktiflik: 88% Bağlı Kalma: 99% | ![]() Kimi yazılarak biter hikayeler,kimi sessizce,farkında olunmadan. Ama her şey gibi yazılanlarda sonlu. Bir sonu olanın,birde başlangıcı ve başlangıcın da bir öncesi vardır. Şimdi şu soğuk gecede,bu sisli kentte. Başlangıc ve sonu birbirine karışan bu hikayenin de bir sonu olmalıydı. Öyle de oldu,son kez araladim tozlu defterin kapağını. Son kez örttüm üstüme geceyi,son kez kanattım kalbimin henüz yara bağlayan sırrını. Kalbim kalemimde,bir kez olsun titrerse elim,ölürüm. Ölmeyi göze alarak yazıldı bu hikayeninin nihayeti,buluşmayı vaad eden ayrılıkların çok önceden planlandığı gibi. Sonu en başından belliydi bu hikayenin. O halde neden di onca yazmak,neden di onca ölmek,onca acı? Yazmakla mükellef kalbim sorumlu degildir nedenlerden. Aşkın nedeni mi vardı? Gece, leyl, Mehmet’in hikayesine denk düşen bir zaman aralığı olmasa da. Okyanusla karanın birleştiği yerde, sarayın en üst penceresinin,bi alt penceresinde, başka bir uyanıkla bekleyen bir meczup olmasam da. Ne de varlığı hep muamma olacak bir limanda bekleyip duran,buldugu anda kaybeden bir aşık da olmasam. Bütün bunların üstünde duran bir gerçeğe işarettim ben. Katüb-ül esrar degildim de;sırlar kuşandım,başka kalplere büründüm. Başka sürgünlere gönderildim. O ben degildim hasılı. Onca yaşayan ben sanıldım ,onca bekleyen,onca soruları olan. Senaryosunun kim tarafından yazıldığını anlayamadığım,kaç kişilik bir sevgi olduğunu benim senaryomu yazanında bilmediği şu hikayeciğin içinde ki ben, ben değildim. oysa ne sözlere kanmıştım. İsmi olmayanın hayatıda olmuyordu, sonunda bir ismim olsun istedim,bir hayat bulayım beni yazanın ellerinde,söz adlim. Verilen sözlerin karşılığını bulmadığı şu mümkünler aleminde,na mümkün bir hikayenin en sonunda bir ismim olacaktı,öyle oldu. Bir tek yazıcının bildiği, birde kar tanesi, her şeyin bir sonu vardı ya,güneşin karşısında ne kadar kalabilirdi ki kar tanesi? Şimdi yazıcı,yemini bozulmuş bir ahdin şu dağınık günlerinde sonkez, kaldırdı defterini aşkın.. “Bir kez olsun göz kapaklarının ardına ışık düşmemiş olan, karanlıktan nasıl söz etsindi?” onca yaşadıklarıma ,yazıldıklarıma bakılırsa ve bir ismim varsa,yağmurdan olmalıydı. Son kez söz verdi yazıcı,bu defa dedi. Bunca yalan, bunca doğrularım arasında, son cümlemin en sonuna koy duğum mim, son yağmurlu ikindi de işte şu sağ elimdeki kalemimin ucundaki son mürekkep damlası, bir mum alevini titretmese de, odamın penceresinden sızan rüzgâr, sol el serçe parmağımın üzerine düşen son kar tanesi şahit olsun. Senle başlayan hikaye,senin isminle bitecek? O zaman bitsin artık bu hikaye,her şey aydınlansın,çözülsün bütün bilmeceler, sade bir dille yazılsın. Kaç kişilikti?Neden hep ikindi oluyordu zaman? Neden di onca yağmurlu pencere önü bekleyişleri? Tek kişilik bir sevgiydi onca yaşanan,ne karşılığını bulan bir sevgili vardı. Ne adına agaclar dikildi. Ne pencere önün beklendi. Ne de ikindi vakti,bir buğulu camin ardinda acı kahveler yapıldı. Bunca yalanların arasında bana ait olan bir doğru yoktu. Ben yazdım onca senaryoları, canımı acıtan,zihnimi bulandıran onca acıyı,bir hayat bulsun başka bir beden de diye. Bir hayat buldu,hayatı olanın aşkları ve acılarıda olmalıydı. Sonra öyle oldu. Bir sevgili kurguladım benim yerime,bende ki bana. Ama uzaktaydı hep,hiç karşılaşılmadı. Sadece beklendi inanıldı. Bir zaman fark ettim ki. İçimdeki ben benden daha çok sevmeye başladı onu. Önüne geçilmez bir başkaldırışla baş kaldırdı. Söz istedi,hayat istedi,hikayem olsun dedi. Bir isim verdim ona. Sevgilinin ismini kazıyarak tüm defterlerden. Sonunda kurgularımdan dışarıya taşan, kontrolümden çıkan bu hikayeye bir son aradım. Hepsi bir rüya olsun dedim,hepsi bir masal. Olmadı,sonu olanın başlangıcı oluyordu, bir sonu olmamalıydı o halde. Başlamadan da bitmiyordu ama, bunu bilerek. Bunu bilerek ve artık şu son satırlarda elimin titreyişlerinin iyice arttığını hissederek. Bir son koyuyorum onca yalana. Ben sözüm de duruyorum şimdi. Önce ismini söylüyorum; ki ölmek için olmak lazımdı. Varlığı muamma olanın,yok olmasıda mümkün olmuyordu.ilk ve son kez,bir daha açılmamak üzere kapanan bu defterin en sonunda geçecek olan,içim deki beni önce yaşatıp sonra onca öldürmek için. İşte şu sağ elim daha fazla titreyipte kanatmasın için kalbimi, önce nefesimi tutarak,sonra son nefesimi verir gibi, onca yazıdan birtek şey kalacak,hem okuyana hem yazana. Bir isim.. İsmi Tuana’ydı .”Cennete düşen ilk yağmur damlası” burada bitti. Defteri kapandı aşkın. Ne bir daha sorulsun du. Ne de bir daha okunsun. Kaldırılsın tüm kitaplardan,yakılsın onca müsvedde. Ben yazıcı: bir isim biraktim ondan geriye,bir ismin unutulmasıyla hikaye,başka bir ismin bilinmesiyle tekrar başlardıya,kazıdım bütün defterlerden ismimi. Bu benim hikayem değil artık. Bu ben degilim artık.. Böyle bitti hikaye.. Nasıl mı başladı? “Birden korku ve heyecanla uyandı genç adam,sanki yıllardır uyuyordu,halbuki bir saat olmuştu koltuğundan dışarıda yağan karı seyretmeye başlayalı,demek ki bir an için dalmıştı. Sanki çok uzunca süren bir rüya görmüştü ama hatırlayamıyordu. Üzerinde anlam veremediği bir yorgunluk vardı,hayır ola dedi. Kahvesi yarım kalmış ve buz gibi olmuştu. Birden penceresinin önünde duran zarfa takıldı gözü,kendisini uyurken gören arkadaşı rahatsız etmemek için oraya bırakmıştı herhalde. Gönderen kısmı boştu,zarf ta baya yıpranmıştı. Zarfı açtı,uzunca bir mektuba benziyordu,hayır ola dedi. Koltuğuna oturdu,bir kahve yaptı kendine,vakit ikindi sonuydu ve dışarıda kar vardı. Ve okumaya başladı…” --SON-- Hamza Günes
__________________ ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İnanmasam!.. Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra, Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım.. İnanmasam!!.. Bıraktığım yol tekrar bana dönerken, Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim.. İnanmasam!!!.. LâL olmazdı bakışlarım.. ![]() ![]() ![]() ![]() Aşkın ELif HaLi ![]() ![]() ![]() ![]() Konu GuLCe tarafından (24.06.08 Saat 23:10 ) değiştirilmiştir.. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sensiz Yağarken Yağmurlar - II | GuLCe | GüzeL YazıLar | 0 | 24.06.08 23:01 |
| Sensiz Yağarken Yağmurlar - I | GuLCe | GüzeL YazıLar | 0 | 24.06.08 22:56 |
| Sensiz... | BoDrUmLu1905 | ŞiirLer | 2 | 12.06.08 15:07 |
| Kırmızı Yağmurlar | BoDrUmLu1905 | GüzeL YazıLar | 0 | 12.06.08 03:19 |
| Yağmurlar Baksın Diye | BoDrUmLu1905 | ŞiirLer | 0 | 26.02.08 14:39 |
| Sitemiz paylaşım üzerine kurulu bir forum sitesi oldugu için kullanıcılar her türlü görüşlerini ve paylaşımlarını önceden onay alınmadan anında siteye yazabilmektedirler, bu yazılardan dolayi doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulmanız durumunda abuse@alemim.net adresine bildirebilirsiniz, sikayetiniz incelendikten sonra en kisa sürede gereken yapılacaktir |