![]() |
|
| AleMiM Ana Sayfa | Forum Ana Sayfa | BiZiMDiYaR | PoSoFChat | MP3 | TurkChat.NL | SohbetChat | ChatSohbet | Online BizimFM Radyo | http://www.alemim.net/forum/ |
| |||||||
| Kayıt ol | aLeMiM Paylasim Forumlari | Yardım | VB Image Host | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (Sabitlink) |
![]() ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Üyelik tarihi: Feb 2008 Durumu: Nerden: Günes oLmayan Yerde Mesaj Sayısı: 9,009Hobisi: folklör sinema yüzme tenis Meslek: student Ruh Halim:
Mesajlar: 9,009
Aktiflik: 88% Bağlı Kalma: 99% | ![]() Bir nehrin imkânsızlara akan iki farklı kollarıydık biz. Hangi nehir yatağına küsermiş ki? Bilemezdim sevdiğim, gün gelip de sana küseceğimi. Yavru kuşlar yuvalarında beklerken annelerini, gece niye hep inadına soğuk iklim rüzgârları estirirdi bilemezdim. Bilmediğim bilinmezliklerde kaybolup giderken sen, bana susmalar ve gece ayazımı refakat ederdi uzun boylu uykusuzluklarımda? Karanlık geceler süslerdi rüyalarımı, ben çıkamazdım kaybolduğum kuyulardan. Sana gelen bütün yollar imkânsıza çıkarken bana yine susmaklar kalırdı. Susardım… Haykırmadıysam, kalemler yazamadıysa seni, bilmeyesin diye değildi. Bilirsen üzülürdün ve senin üzülmelerin beni yapayalnız bırakırdı, gece karanlığında yağan yağmurun ıslattığı sokaklar arasında. Ama ben sensiz ıslanamazdım ki yağmurlarda! Çıktığım sokaklar gitmek istediğim adreslere varmazdı. Ey benim sevmelere doyamadığım sevgili! Bu aşk bir şey demez artık. Sana kalmalara doyamadığım ikindilerim olurdu. Kapı çalardı, bilirdim sen olmazdın gelen. Sanki senmişin gelen gibi açardım bütün kapıları. Senin gelmediğin kapılar nasıl kapanmazdı ki yüzüme? Yinede ben hep sen olurdum. Çıkıp gelirdim bütün kapılardan kendime. Bu ikilemlerim beni sana giderek büyüyen bir imkânsızlıkla bağlarken, sen ben olabilir miydin? Sürer gider bu hikâye, kimseler anlayamaz. Ben seni sensizde yaşarım sevdiğim. Geceler habire üzerime gelir. Ben koşarım yıldızlara, gökyüzü sen olur sanırım. Yanılmalarım seni bende yok kılmaya yetmiyor nasılsa! Bilirim gün gelir gidersin, yıldızlar gider gökyüzünden, yokluğun işte bu zamanda sırdaşım olur yine. Kimselere bir şey demem, sana bir şey diyemem. Ama bil ey sevdiğim, sana söyleyecek çok sözlerim vardı, boğazıma takılıp kalan. Geceleri uykum geldiği için değil; seninde uyuduğun varsayımını düşleyerek uyurdum. Ortak paydalarımız olsun için. Biz asla eşitlenemeyecek paydaların, yalnız kendimizin bildiği paylarıydık. Kendi payıma gitmeni izleyişim düşecekse razıyım. Çünkü zannımca aşk en çokta razıyım diyebilmekti başa gelenlere. Gökten ne inmişte yer kabul etmemiş ki? Kitaplar biriktirirdim, kahramanları yalnız sevdaların acısına bürünmüş. Bana seni sorarlardı. Bilirdim kendi acılarının sebebini sana yükleyecekler. Ben susardım. Onlar anlardı. Bilirlerdi seni ancak susarak anlatabildiğimi. Sana kaldığım geceler sabaha yakınken, bir denizkızı göndermek isterdim yanına. Sanırdım ki üzerin açık kalmış, uykulardasın. Mucize vardı, bilirdim, ama senin için istediklerimin bu dünyada karşılığı olamazdı. Bunu bilerek sevmedim mi? Sana söyleyemezdim, insanlara anlatamazdım. Anlayamazlardı. Bana bir mutluluk borcun sevdiğim unutma! Hayatı ve seni kelimelere dökerek yaşayabiliyorum, çaresizim. Sana gelsem kaybolacaksın biliyorum. Sonra ben gecelerimde kendime kaldığım zamanlar, sen olamayacağım. Nehirler yatağından akar belki, çıktığım sokaklar sana varır, ben ölürüm gece gözlü sevdiğim. Sen var git, geride kalan ben olurum. Sitem edemem ki sana, bir ayrılık şarkısı düşer dilime, gece yıldızsız ve soğuk değilse, caddelere çıkarım, kimselere bir şey demem yemin ederim. Sana kaldığım gecelerde, hangi caddeden, hangi köşe başından geçmişsem, bir kere daha geçerim sen olmadan. İşte bu kadar acılı bir sevdaydı yaşamaya çalıştığım, şu yüreğimde. Yüreğim sızlar sevdiğim sen bilme bunları, sen var git, bambaşka sevdalara ama unutma bana bir mutluluk borcun var! Kaç gün geçti son yazmamın üzerinden bilmiyorum, bildiğim, yine bir ikindi sonu dışarıda yine yağmur var. Sebepsiz çıkmalara denk düşerdi seni özleyişim. Sen mi çağırırdın beni bilmediğim yağmurlara? Çıktım, yağmur damlası sen, gökyüzü sen olunca, hangi özlem mani olabilirdi sana gelmelerime? Bilirim yağmur yağar sevgili, bu aşk bir şey demez. Ben çıkarım caddelere, yalnızlığım kıskandırır insanları, alnıma bir damla düşer, gözyaşımı yoldaş ederim ona. Mevsim bahar, aylar nisan olunca, dayanamaz yüreğim düşer yollarına. Şimdi bilmem ki hangi düşlerin eşiğindesin? Acılarına ortak olabilmeyi ne çok isterdim bilemezsin. Birazdan bir kahve içerim belki, pencere önü bekleyişlerim olur, yüreğimi ısıtırım. Belki bir şiir okurum, kırkikindi yağmurlarına karışır sözlerim. Kaç âşık vardır yeryüzünde? Bunu düşünürüm sonra ve ince bir dua süzülür dudaklarımdan.’’ Ey yüreklerde olanı bilen Rabbim! Pencere önlerinde, elinde kahvesi, gelmeyecek sevgiliyi bekleyen kullarına sabrı öğret’’ Gün batmak üzere sevdiğim, odam karanlığa kapı açarken, gözlerimi kurtaramadığım hayallerindeyim. Bir gün olur çıkarsın yollara, gün ikindi sonudur, havada yağmur, birazda üşürsün belki… Kimler olur ki yanında? Ceketimi omzuna atabilmeyi ne çok isterdim, yanında olabilmeyi… Yitik rüyalar ülkesi midir yaşadığımız? Kalbimiz mavi sevdalara yelken açmış, sen benden habersiz; ben senden yoksun! Dedim ya gece gözlü sevdiğim ben seni sensizde yaşarım! Çok mevsim geçer aradan, çok yağmurlar düşer toprağa, geceye çalar gözlerin. Belki bir kedin olur, öyle yatar koltuğunun yanında, diline eski zamanların şarkısı takılır. Gün geceye dönmek üzeredir belki, belki yağmur yağar bilmediğim ülkelerine. Ben pencere önü mahkûmu, bırakıp gittiğin yerdeyim, gelirsin diyedir hiç karartmadım umuduâ. Bu aşk bir şey demez, sana bırakıyorum geceyi. Unutmazsın değil mi? Toprak kokan ikindileri, ben sana masallar anlatırdım hani, kahveni sıkıca tutunca ellerinden kalbine doğru bir sıcaklık akar sanırdın. Kahretsin! Hiçbirisinin olmadığının gerçeğidir, seni bende bağımlı kılan. Akşam olur, kapatırım defterini aşkın, şiirleri hep yarım bırakırım. Unutma sevdiğim kız bana bir mutluluk borcun var! Yeni bir hikâyeye başlıyorum. Kahramanlarını seçmedim henüz. Tek kişilik kalamadığımdandır kendime, yazmak bu derece rahatlatıyor beni. Vakit bu defa gece yarısı, öyle yazılan hikâye, bir şöyle; bir böyle okunmaya başlayınca bende karar verdim yeniden yazmaya. Demiştim ya kaç kişilik bir aşktı bu anlayamadım. Kitaplar alıyor, defterler dolduruyorum adına. Adım yabancı geliyor sana. Senin aşina olmadığın numaralarım olmamıştı oysa. Hatırladım işte ’bir isim bir şey demez olduğunda hikâye bitmiş demektir.’ Ama senin hatırlatmaların neden bu kadar acı veriyor çözemedim. Geceler uzar, inadına yağmur yağar bu kente. Kimse anlamaz, yağmurdan sadece ıslanabilmeyi becerirler. Oysa biz bilirdik ki, yağmur yağarsa üzerimize, uzak ülkelerden bir hediye. Mükâfattır bize. Nereye kadar daha giderim bilmiyorum. Ama korkum, gün gelip de yağmurdan sadece ıslanabilirim diyedir. Gece uzun olur sevdiğim, bir ucu senin yaşadığın kenttedir gecenin bilirim. Bu kadar uzaklık mıydı? Beni bu denli çaresiz koyan. Gecenin bir ucu da senin yaşadığın kente varırdı bilirdim de; Ay’da, Güneş’te ikimize aynı uzaklıkta değil miydi? Sahi uzaklık dediğimiz de bir göz kırpımı değil miydi? Ne çok sorularım oldu bir bilsen, ne çok gecelerim, ne çok yağmurlarım oldu. Bunların yanında; ne düşlerim, ne yalnızlıklarım oldu haberin olmayacak! Her bahar iki ağaç diktim senin ve benim adıma. Şimdi sekiz ağacımız var umarım kıyamete kadar birlikte büyürler. Bir yolcuya gölge olurlar kimi, kimi âşıklara omuz verirler. Belki bir gün olurda ’helal’ sözcüğü düşerse adınla adım arasına, varır iki efkâr çayı yudumlarız yanı başlarında. Ben seni sensizde yaşarım sevdiğim. Adına ağaçlar dikerim, camların buğusuna işlerim adını, dualar öğrenirim, yazılar biriktiririm, sevdiğin çiçekleri aramaya çıkarım, senin sevdiğin çikolatadan alırım iki kişilik. Seni sensiz yaşarım elbet, boş veririm sürüp gider bu hikâye, bir gün biter nasılsa. Hangi şey Cennet’ten düştüğü gibi kalmış ki? Bende ezel hatırası taşıyan sevgili! ‘ Bela Günü’ için hazır bulunurken bütün ruhlar, sende ordaydın ve sanki çok yakındık birbirimize. ˜Bela’ demedik mi beraber? Biz en başında razı olduk belalara, hamd olsun! Gece uzun sevdiğim, uykum yok. Belki bir sigara daha içerim. Sen uyumuşundur diyedir, bende uyurum şimdi. Ortak paydamız olsun diye hatırladın mı? İlk sözüm son sözümdür. Nasıl ki inandık ve bildik demişsek, hatırlayamadığımız bir âlemde. Ben inandım sevdiğim. Sen inanmasan da olur. Şimdi biriktirdiğim duaları sunma vaktidir ’bela gününün’ sahibine. İşte gece ve dualarım, ne söyleyeyim? Yetmez mi? Gelir geçer mevsimler, kimi yağmur yağar kente, kimi sensizlik! Demiştim sürer gider bu hikâye, bilsem ki yazarak yaşayabiliyorum, kaç defter doldururum sevda adına. Ama yetmiyor işte, yazmak yetmiyor, uzun boylu gurbet ikindilerinde pencere önü bekleyişlerine bir son vermeye. Ben ölüyorum aslında! İşte bir buğulu hava kentte ve hafiften yağmur. Ne yapılır bilmem ki? Düşerim yollarına, bir acı kahve ısmarlarım kendime, sigaramın efkârında ararım kadim zamanların dershane çıkışlarını. Çeker giderim sırtımda ceketim, yüreğimde bir ince sızı, dudağımda ıslığım, basar giderim hayatın üstüne, buda geçer derim. Buda geçer nasılsa! Şimdi mevsim bir ikindi sonrasıdır belki, hadi dışarıda da hafiften bir yağmur olsun(işte bu hayallerin imkân sınırını zorladığı saatlerde, birkaç numara tuşlayıp sana ulaşabilmenin var olduğu gerçeğidir, elimi kolumu bağlayan ) bir acı kahve ısmarlarım iki kişilik. İşte böyle sevgili, talihsiz bir aşkın kırık dökük sözcükleriydi deftere dökülenler. Hikâye biter, defter kapanır. Hayat normale döner. Ama gerçekler var tarifini yapamadığım. Hepsi doğruydu, yağmur, ikindi, gece ayazı, acı kahvelerim, sokaklar. Hepsi gerçekti. Hepsi gerçekti de, bir şey yalandı Ben seni nasıl sensizde yaşardım..? Hamza Günes
__________________ ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İnanmasam!.. Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra, Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım.. İnanmasam!!.. Bıraktığım yol tekrar bana dönerken, Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim.. İnanmasam!!!.. LâL olmazdı bakışlarım.. ![]() ![]() ![]() ![]() Aşkın ELif HaLi ![]() ![]() ![]() ![]() Konu GuLCe tarafından (24.06.08 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir.. |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sensiz... | BoDrUmLu1905 | ŞiirLer | 2 | 12.06.08 15:07 |
| Kırmızı Yağmurlar | BoDrUmLu1905 | GüzeL YazıLar | 0 | 12.06.08 03:19 |
| Sensiz oLmuyor | GuLCe | ResimLi Güzel SözLer | 0 | 09.05.08 00:07 |
| Bu Gün Sensiz | GuLCe | Resimli Şiirler | 0 | 03.03.08 22:20 |
| Yağmurlar Baksın Diye | BoDrUmLu1905 | ŞiirLer | 0 | 26.02.08 14:39 |
| Sitemiz paylaşım üzerine kurulu bir forum sitesi oldugu için kullanıcılar her türlü görüşlerini ve paylaşımlarını önceden onay alınmadan anında siteye yazabilmektedirler, bu yazılardan dolayi doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulmanız durumunda abuse@alemim.net adresine bildirebilirsiniz, sikayetiniz incelendikten sonra en kisa sürede gereken yapılacaktir |