![]() |
|
| |||||||
| Kayıt ol | Yardım | VB Image Host | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (Sabitlink) |
![]() ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Üyelik tarihi: Feb 2008 Durumu: Mesaj Sayısı: 617 Ruh Halim:
Mesajlar: 617
Aktiflik: 1% Bağlı Kalma: 99% | Zamanda yolculuk teknolojisi Dünya'dan yıldızlara doğru uzanan daha kestirme yollara açılan kapıların anahtarlarını kendi içinde taşır.Bu anahtara sahip olanlar uzak yıldızlarında sahibi olurlar.Sınırlı düşünen toplumlar daima sınırsızı düşünen toplumların onlara verdikleri kadarla yetinmek zorundadırlar.Ufkun ötesini göremeyen toplumlar geri kalmaya ve köle olmaya mahkumdurlar ![]() Bu Hazırlamış Olduğum Sitede Zaman Yolculuğunu Bilimsel, Felsefi, Bilimkurgusal, Metafizik ve bu konudaki Spekülatif bir takım söylencelerle olabilecek en geniş çerçevede ele almaya çalıştım.Umarım kendi düşüncelerimlede genişlettiğim bu derlemeyi beğenirsiniz. Zaman içerisinde yolculuk mümkün mü? Zaman içerisinde yolculuk olasılığı artık tamamen bilim-kurgu sayılmıyor. Bu fantazi yıllar boyunca sayısız bilim-kurgu roman ve filmlerinin vazgeçilmez ilgi odağıydı. En ünlü bilim adamları da bu konu üzerinde uzun zaman kafa yordular. Günümüzde ise Einstein'in genel ve özel görecelik kuramlarını kullanarak bu olasılığı kanıtlamak mümkün. Yapılan deneylerden elde edilen sonuçlar son derece hızlı hareket eden uçakların zaman kavramı içerisin de geleceğin içine uçtuğunu kanıtlamış durumda. Bu olay, 'zaman genişlemesi' denilen bir kavrama bağlı olarak, zamanın çok hızlı hareket eden bir cisim için durağan bir cisimden daha yavaş olarak geçmesi sonucu oluşuyor. Zaman içerisinde yolculuk 'solucan deliği (wormhole)' ve 'kapalı zamansı eğriler' denilen fenomenler vasıtası ile gerçekleşebilir. Prof. Kip Thorne bu yolculuğun olası olduğunu öne sürmektedir. Ancak, yapılan hesaplara ve öne sürülen teorilere göre geçmişe yolculuk geleceğe yolculuktan çok daha zor başarılabilecek bir olay. Geçmişe yolculuk için 4 boyutlu uzay-zaman (space-time) senaryoları çerçevesinde ışık hızına yakın hızlarda hareket etmek gerekiyor. Bunu başarabilecek teknolojiden ise henüz çok uzaktayız. Ancak, zamanla bunun da başarılması pekala olası. Eğer 1900 yılından önce doğmuş olsaydınız o günlerde insanların birgün uçaklara binerek yolculuk edeceklerini kendi yaşam süreciniz içerisinde göreceginizi hayal bile etmeniz zor olurdu. New York Üniversitesi'nden Profesör Michio Kaku'ya göre çok uzak olmayan bir gelecekte gerçekleştirilebilecek bir uzay gemisi zaman ile ilgili sırları da açıklığa kavuşturabilecek. Buna göre, saniyede 200 milyon metre, yani saatte 12 milyon km hızla gidebilecek kapasitede bir uzay gemisi inşa edilmesi gerekiyor. Böylece ışık hızına yakın bir hıza ulaşmak mümkün olabilecek. İşte o zaman Einstein'in teorilerinin gösterdiği gibi zaman genişlemesi oluşacak ve geminin içindekiler için zaman daha yavaş geçmeye başlıyacak. Teorik olarak, eğer böyle bir uzay gemisinin bizden uzaklaşarak ışık hızına ulaşmasını dünyadan teleskop ile takip edebilseydik gemide bulunanlar için zamanın donmuş olduğunu görürdük. Ancak, onlara göre ise zamanda herhangi bir değişiklik olmazdı. Ne kadar hızlı hareket edilirse zamanın o kadar fazla yavaşlayacağı bundan 25 yıl önce Maryland Üniversitesi'nden Profesör Carol Allie tarafindan iki atomik saat kullanılarak kanıtlandı. Bu çok hassas saatlerden biri bir jet uçağına konurken diğeri yerdeki hava üssünde kaldı. Uçağın birkaç saatlik uçuşu sonrası saatlerin zamanları karşılaştırıldığında uçaktaki saatin çok az miktarda yavaşlamış olduğu görüldü. Artık, bu olayın uydular ve uzay istasyonu için daha belirli oranlarda olduğu biliniyor, çünkü bunlar uçaklardan çok daha hızlı ve uzun süreler uçuyorlar. Hızın artması ile geleceğe yolculuk etmenin olası olduğunu bildiğimize göre bundan sonraki sorun yıllarca bir uzay gemisi içinde oturmadan nasıl geçmişteki bir zaman dilimine yolculuk edilebileceğini çözebilmek olacak. Teorik olarak bu problem kapalı zamansı eğriler ve solucan delikleri ile çözülebilir. Einstein'in relativite teorileri bildiğimiz 3 boyutlu evrene zaman kavramını da ekleyerek 4 boyutlu bir uzay-zaman oluşturuyor. Buna göre uzay-zaman, her noktanın ve olayın belirli bir yerde ve zamanda temsil edilmesinden oluşuyor. Yani, şu anda bütün yaşamınız uzay-zaman içerisinde bir nevi kıvrık solucan gibi yer oluşturmakta. Bu solucanın kuyruğunda doğduğunuz an kafa kısmında ise öleceğiniz an bulunmakta. Solucanın vücudu ile oluşan çizğiye nesnenin yerel çizgisi deniyor. Einstein'a göre bu çizgiler kara delikler gibi çok büyük oluşumların yerçekimi kuvveti tarafindan saptırılabiliyor. Gene teoriye göre, eğer bir nesnenin yerel çizgisi çok fazla saptırılabilirse kendi etrafinda bir döngü oluşturabilir ve kafa ile kuyruk kısımları birleşerek geçmişe bir koridor yaratabilir. Bilim adamları bu şekilde yaratılacak koridorlara solucan deliği adını veriyor. Ancak, bu delikler bağlantılar oluşturmalarına karşın, uzayın değişik yerlerinde ve değişik zamanlarda oluşuyor. Bu şu tipik örnekle daha kolay anlaşılabilir. Elinizde bir kağıt olduğunu ve parmağınızı bunun bir ucundan öbür ucuna sürüklemek istediğinizi varsayalım. Yapılacak tek işlem boydan boya kağıdı katetmek olacaktır. Ancak, şimdi kağıdı ikiye katladığınızı ve başladığınız yerden bir delik açtığınızı varsayalım. İşte o anda parmağınız kağıdın varmak istediginiz diğer ucundan çıkacaktır. Böylece hem mesafe hem de zaman olarak daha farklı bir sonuç elde etmiş oldunuz. İşte solucan delikler de buna benzer şekilde uzay zaman içerisinde bir noktadan diğerine kısa yoldan çabucak varılmasını sağlayabilecek unsurlar. Bu olay bir bakıma Alice Harikalar Diyarında masalını anımsatıyor. Alice'in evindeki ayna bir bakıma bir solucan deliği gibi gerçek dünya ile fantazi dünyasını birleştiriyordu ve Alice aynanın içerisinden geçerek diğer dünyaya varıyordu. Ancak, gerçek yaşamda bir solucan deliği yaratarak iki ayrı noktayı birleştirebilmek o kadar kolay bir iş değil. Bunu başarabilmek için önce iki benzer enerji makinesi yapılması gerekiyor. Eğer bu makineler inanılmaz miktarlarda, yaklaşık bir patlayan yıldızın verdiği kadar, elektrik enerjisi ile yüklenebilirlerse birbirlerine belirli bir uzaklığa getirildiklerinde uzay-zamanda bir delik açabilirler ve böylece bir solucan deliği oluşturulabilir. [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]Böyle bir sistemin yaratılabilmesinin olanaksız olmadığı laboratuar deneyleri yolu ile gösterilmiş durumda. Makineler yolu ile solucan delik yaratılmasını takiben yapılacak iş bu makinelerden birini yukarıda bahsettiğimiz ışık hızına yakın hıza ulaşabilen uzay gemisine koyarak uzaya yollamak. Böylece, deliğin bir ucu hala dünyada iken diğer ucu uzaya açılmış olacak ve solucan delik aracılığı ile başka yer ve zamanlara geçiş mümkün olabilecek.Şimdi bu teorik yaklaşımları biraz daha karmaşık hale getirelim. Geçmişe doğru yolculuk etmenin bazı sınırları var. Teorik olarak bahsettiğimiz makinelerin yaratıldığı andan öncesine geri dönmek olanaklı değil. İşte bu alanda kuantum mekaniği ile ilgili teoriler işin içine girerek çözüm önerileri getiriyor. 1957 yılında Hugh Everett birden fazla evren önerisini bilim dünyasına sundu. Bu öneriye göre eğer bir olay fiziksel olarak oluşabiliyorsa herhangi bir evrende oluşuyor. Yani, mevcut olan tek bir evren (universe) değil, bir seri evrenler (multiverse) ve her multiverse'de her varlığın, objenin ve atomun bir kopyası var. Bu biraz da akıl karıştırıcı yaklaşıma göre her olası olay için olası her sonuç bir baska evrende oluşuyor. İşte kuantum mekaniğinin multiverse yaklaşımı ile geçmişe yapılacak yolculuktan kendi evrenimize ve zamanımıza geri dönmek teorik olarak mümkün. Geçmişe yolculuk konusunda ABD Princeton üniversitesinden fizik profesörü [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]' ın bir teorisine göre ışık hızı ile hareket edebilen bir uzay gemisi uzayda kozmik ışınların çevresinde bir tur atabilirse geçmişe yolculuk yapabilir.Burda kozmik ışınların çevresinde derken kastedilen şey bir karadelik tekilliğinin yakınından bir bir daire çizerek konik bir açıyla turlayıp geçmektir. Ancak, geçmişe yolculuk yapabilmek ve buradan geri dönebilmek fikrinin beraberinde getirdiği bazı sorunlar da yok değil. Bunun en tipik örneği 'dedemi nasıl öldürüp doğdum' yaklaşımı. Geçmişe yolculuk yaparak dedenizin çocuk olduğu zamana gittiğinizi düşünün. Burada dedeniz ile tanışıp onu ya yok ettiğinizi veya anneanneniz ile evlenmesini engellediğinizi varsayın. Sonuçta, anneniz hiçbir zaman doğamayacak ve o andan itibaren geçecek olan zaman günümüze geldiğinde artık bu dünyada sizin var olmanız olası olmayacak. Böylece, teorik olarak geçmişten tekrar günümüze yolculuk ettiğinizde artık var olmuyor olacaksınız. Peki o zaman, var olmadığınız bir dünyadan nasıl olup da ilk başta geçmişe yolculuk edebildiniz? İşte bu gibi teorik ve felsefi paradoksal soruları ancak kuantum mekaniğinin multiverse yaklaşımı yanıtlayabiliyor. Yani, bir evrende siz varolurken diğer birinde dedeniz anneanneniz ile evlenmediğinden hiçbir zaman varolmadınız. Zaman içerisinde yolculuğun olası olup olmadığı yapılan deneysel laboratuar araştırmaları ile gelecek yıllarda daha iyi anlaşılabilecek. İnsanlığın teknolojik gelişmesinin artan bir hızla devam ettiğini düşündüğümüzde bugün için bilim-kurgu sayılan fantazilerin yakın bir gelecekte gerçek olması hiç de garip bir düş değil. Bazılarımız 70'li yıllarda Uzay Yolu (Star Trek) dizisini izlerken Kaptan Kirk ve ekibinin ellerindeki küçük bir kutunun kapağını açıp veya gögüslerindeki rozete basıp nasıl telefon gibi iletişim kurduklarını hatırlarız. Acaba o zaman kaçımız cep telefonlarının 25 sene sonra bu kadar normal ve yaygın kullanılan bir araç olabileceğini tahmin edebilirdik? [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]FİLMİNDE İŞLENEN ''ZAMANDA YOLCULUK '' TEMASI BİR GÜN GERÇEĞE DÖNÜŞEBİLİR Mİ? GEÇMİŞ ZAMANLARA YOLCULUK MÜMKÜN MÜ ? [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]düşüncesi fizikçiler dışında, hepimizin sağduyusuna ters geliyor. Fizikçiler uzay-zamanda kestirme yollar bularak, bunlara, tırtılların, yüzeyden dolaşmamak için, toprakta açtıkları yollara benzediğinden [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]adını vermişlerdir. Böylece, acaba, uzay-zamanın ''kıvrımları'' (bir uçağın yeyüzüne yansıyan gölgesi gibi), arasından dümdüz gitmek (uçağın uçuş yolu gibi); hatta, kendimizi geçmişteki yaşantımızda bulmak mümkün olabilecek midir ? [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ] ABD'li teorik fizik profesörü Kip Thorne, "kurtdeliği" adı verilen uzay eğrilmeleri yardımıyla zamanda yolculuğun mümkün olabileceğini kanıtladı. ÜNLÜ astrofizikçi ve yazar Carl Sagan, 15 yıl önce kaleme aldığı, 1997 yılında Jodie Foster tarafindan filme çekilen "[Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]" romanında ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldı. Sagan, romanın kurgusu gereği baş karakteri Ellie Arroway'yi bir "karadelik" aracılığıyla Dünya'dan 26 ışık yılı uzaklıktaki vega yıldız sistemine gönderiyordu. Ancak böyle bir yolculuğun fizik kanunlarına aykırı olup olmadığı sorusu, Sagan'ı rahatsız ediyordu. Alman Focus dergisinin son sayısında, Sagan'ın bu sorunun yanıtı için yardım istediği ABD'nin California Teknoloji Enstitüsü Teorik Fizik Profesörü Kip S. Thorne'un, roman sayesinde müthiş bir buluş gerçekleştirdiği yer aldı. Karadelik kabusu Sagan'ın sorusuna yanıt arayan Thorne, zaman yolculuğunun "karadelikler" yardımıyla yapılamayacağını belirledi.Karadelikler "tek taraflı"ydı. Ayrıca karadeliğe giren cisme "santimetrekarede milyarlarca ton" olmak üzere akılalmaz bir çekim kuvveti biniyor du ki, bu Arroway'in anında moleküllerine ayrılması demekti. Alternatif arayan Thorne, sonuçta bilim adamlarının bugüne kadar üzerinde ciddiyetle durmadığı "kurtdelikleri"ni farketti. "Kurtdelikleri" üzerine araştırmalarını derinleştiren California'lı bilim adamı, fiziğin en büyük dehalarından sayılan İngiliz Profesör Stephen Hawkingin'in "karadelikler"le ilgili teorileri, Albert Einstein'in "görecelik (izafiyet) kuramı" ve kuantum fiziği yardımıyla yaptığı hesaplarında, zamanda yolculuğun matematik olarak mümkün olduğunu kanıtladı. ![]() Tek soru kaldı Uzay/ zamanın akılalmaz kuvvetler nedeniyle (iki karadeligin, iki galaksinin çarpışması gibi) eğilmesiyle oluşan kurtdeliklerinin "çift taraflı" oldugunu belirleyen Thorne, böylece bu deliklerin bir tarafından girilip, zamanda yolculuk edilerek diğer taraftan çıkılabileceğini formüle etti. Ancak bu deliğe giren bir cismin, hiç zarar görmeden diğer taraftan çıkıp çıkmayacağı üzerindeki soru işareti halen çözülemedi. Harıl harıl bu sorunun çözümünü arayan Thorne, "Eğer kurtdeliklerinin zararsız olduğunu kanıtlayabilirsek, yüzlerce yıl önceye gidip dedelerimizin elini öpebileceğiz" diye konuştu. Gizli LIGO projesi ZAMANDA yolculuk şimdilik yalnız filmlerde yaşansa da, ABD hükümeti bu fikre ciddi anlamda önem veriyor. ABD Hükümeti, çogu bilim adamının "mümkün değil" dediği zamanda yolculuk araştırmaları için son olarak tam 365 milyon dolarlık bir projeye "olur" verdi. Laser Interferometer Gravity - Wave Observatory (LIGO) adı verilen projeyle, "çekim dalgalarının" görünür yapılması amaçlanıyor. 2002 yılında tamamlanması öngörülen proje sayesinde, çarpışan karadeliklerin, patlayan yıldızların oluşturduğu çekim dalgalarının resmi çekilebilecek. Böylece uzay -zamandaki eğilmeler hakkında çok ciddi araştırmalar yapılabilecek. Işık eğilir mi? ALBERT Einstein'in 1915'de açıkladığı "görecelik kuramı (izafiyet teorisi)", kainatla ilğili o güne kadar bilinenleri bir anda yerle bir etti. Einstein, kuramı ile düz bir çizği halinde yol aldığı sanılan "ışığın" aslında "eğilip büküldüğünü" kanıtladı. Einstein'in hesaplarına göre, ışık, uzayda bir yıldızın yakınından geçerken çekim kuvveti nedeniyle "yolunu değiştiriyor", dev kütleler yakınında "zaman yavaşlıyor"du. Astronomik anlamda ağır ve dönen cisimler, eksenleri çevresinde hareket ederken "zamanı" büküyor ve çevrelerine "doluyordu". Einstein bu kuramıyla, zamanda yolculuğun mümkün olabileceğini kanıtladı. Hawking’in bu sözleri, bir çok araştırmacının, “Gelecekten gelen zaman gezmenleri Dünya tarihini değiştirmiş olabilirler” tezini destekler, hatta doğrular niteliktedir. Çünkü, Hawking, bu konuda “ciddi iddialar” ve “bulgulardan” söz etmektedir. Aynı konferansta, “Zamanda yolculuk mümkünse, niçin kimse gelecekten gelip, bize bunun nasıl olduğunu göstermiyor?” sorusuna, Hawking şu cevabı vermiştir: “İnsanoğlunun doğası gözönüne alındığında, gelecekten bir insanın günümüze gelmeyeceğine ve biz zavallı, geri kalmış atalarına, zamanda yolculuğun sırlarını anlatmayacağına inanmak çok zor.” Dünyanın en ünlü teorik fizikçilerinden biri olan Profesör Stephen Hawking, birkaç yıl önce söylediklerinden vaz geçti.The Physic of Star Trek(Uzay Yolculuğunun Fiziği) başlıklı yeni bir kitaba yazdığı önsözde, zamanda yolculuk mümkün olabilir, dedi. The Guardian gazetesi bilim editörü Tim Radford'un bununla ilgili yorumunu(1 Ekim) dikkatinize getiriyoruz. Zamanın iki yönlü ya da tek yölü bir yolculuk olup olmadığı konusu, Aziz Agustin'in ''zaman geçici bir şey midir, yoksa her zaman mevcut olmuş mudur'' sorusunu ortaya atmasından bu yana 1500 yıldır insanların kafasını kurcalamayı sürdürüyor.Bundan tam 100 yıl önce H.G.Wells, The Time Machine/ Zaman Makinası adlı romanında bu konunun fizikçilere araştırılmasını önermişti.Mekanda (gerçekte mekan-zaman) istenen yönde yolculuk yapılabildiğine göre, acaba ''zaman içinde de istenen yönde seyahat edilebilir mi'' proplemi teorik fizikçilerin zihinlerini kurcalıyor.Ama başkaları ''büyükbaba paradoksu'' da denilen şeyi hatırlatıyor: Eğer zaman içinde geriye doğru yolculuk mümkün ise, o zaman büyükbabanı öldürebilir ve böylelikle kendi doğumunu, dolayısıyla geçmişe seyahatini önleyebilirsin.Cambridge Üniversitesi' ndeki Isac Newton kürsüsü profesörü Stephan Hawking, daha önce, eğer evrenin genişlemesi sona erer ve küçülmeye başlarsa, zamanın geriye doğru işleyebileceği fikrini ortaya atmıştı. Ama soru şuydu: Bu nasıl bilinebilirdi?Çünkü, bu taktirde, düşünce de geriye doğru işleyecekti.Fakat 1980'lerin sonlarında, Hawking'in A Brief History of Time/Zamanın Kısa Tarihi adlı, yalnızca ciltli baskısı 6 milyon adet satılan kitabının ilk yayınlandığı sırada, bu tartışma kızışmaya başladı.Hawking'in argümanı yalın ve katıydı.Fizik kanunları zamanda yolculuğa izin vermiyordu.Uzayda, evrenin çeşitli parçalarını birbirine bağlayan ''solucan delikleri'' vardı, ama bunlardan zamanda yolculuk için yararlanmak mümkün değildi. Başkaları, buna ikna olmadı.Hawking'in California Institu of Technology'deki dostu Kip Thorne Hawking'in haksız olduğu kanısındaydı.Thorne, geçen yıl yayımlanan Black Holes and Time Warps/karadelikler ve Zaman Boşlukları adlı kitabında, genel relativiteye ilişkin öndeyimlerin, uzaydaki bir solucan deliğinden zamana seyahat etmeyi mümkün kıldığını öne sürdü.Ancak bunun için bu deliklerden birini açık tutmak ve buradan bir insanı geçirmek gerekeceğini yazdı.''Solucan delikleri'', Einstein'ın varlığını öngördüğü, hipotetik(varsayımsal) uzay boşlukları.Eğer uzayda boşluklar varsa, o taktirde zamanda da boşluklar olması gerekir.Ne var ki bu boşluklar bir atomdan milyar kere daha küçük ve hayal edilemeyecek kadar kısa bir süre ile varoluyor.Dolayısıyla, bu boşluklardan birini yakalamak, açık tutmak ve insanın geçeceği kadar genişletmek hayli güç olabilir.Başka bir bilim adamı, Princeton Üniversitesi'nden [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ]'a göre de, evrenin başlangıcı olan patlamadan, Big Bang'den arda arda kalan, sonsuz uzunlukta ve hayli gizemli şeyler olan ''kozmik ipliklerden'' iki tanesinin alınıp, aynı hızla birbirlerinin yanından geçmeleri sağlanabilirse, teorik bir zaman makinası yapmak mümkün olabilir.Ne var ki bugüne kadar kimse kozmik ipliklerden, sonsuz uzunlukta iki tanesi bir yana, tek birini dahi görmüş değil. [ Richart Gott: [Sadece Üye Olanlar Ve Aktif Edilmis Nickler Linkleri Görebilirler.. ] ] Paul Davies: << Bundan yüzyıl önce bazı insanlar, insanın dış uzaya yolculuk yapabileceğine inanmıştı.O zamanlar uzay yolculuğu da aynen zaman yolculuğu gibi bilim kurgusal bir şeydi.Bugün ise uzay yolculuğu gayet olağan bir şey haline gelmiş durumda. Peki zaman yolculuğu da bir gün gayet olağan bir şey haline gelebilir mi? >> Albert Einstein'dan sonra dünyaya gelen en büyük teorik fizik dehası olarak görülen ünlü İngiliz fizikçi Stephan Hawking bir başka bilimsel dergiye verdiği demecinde ''Zamanda yolculuk yapılabileceği konusunda önemli ip uçları olduğunu açıkladı.'' Yüzlerce oxford'lu öğrenci tarfından dikkatle izlenen bir konferans sırasında Hawking, kendisinin de aralarında bulunduğu konuyla ilgili önde gelen bilim adamlarının, ''Uzay ve zamanın, eğrilerek sapmalar yapabildiği'' konusunda deneylerle kanıtlanmış ciddi bulgulara sahip olduğunu belirtti.Konuşmasına, ''Şu anda kafaları kurcalayan tek soru, zamanda yolculuğa izin verecek kadar sapma olup olmadığı'' cümlesi ile devam eden ünlü fizikçi, ''Elde edilen bulgular, bunu kanıtlamaya tam olarak yetmiyor.Ama yine de benim düşüncem, insanlar tarafından deli muamelesi görmemeye dikkat ederek, bu yönde araştırmaların derinleştirilmesi'' dedi.Hawking konuşması sırasında, ''Solucan Tünelleri'' olarak anılan ve ''uzayda kıvrılmış tüp geçitler'' olarak tanımlanabilecek ''uzay-zaman eğrilmeleri''ne dikkat çekerek, ''işte bu geçitler, zamanda yolculuğu mümkün kılabilir.Ve solucan tünellerinin, gelecekteki uygarlıklar tarafından kullanılabileceği yolunda ciddi iddialar ve bulgular var'' dedi. Konuyla ilgili son derece karışık ve anlaşılmaz fiziki olayları herkesin anlayabileceği basit örneklerle açıklamaya dikkat eden Stephen Hawking, ''zamanda yolculuğun'' nasıl mümkün olabileceğini açıklayabilmek için de, enerjiyi paraya benzetme yolunu seçti.Bu konuda, ''Bir an için, enerjiyi para olarak düşünün.Eğer bankadaki hesabınızda para varsa, bu parayı değişik şekillerde dağıtabilirsiniz.Ama klasik yasalara göre, bankadaki hesap mevcudunuzdan fazla para çekemezsiniz.Ancak, fiziğin en en engin ve genişlemeye müsait kolu olan Kuantum Teorisi'nde yer alan kuramlara göre, bu mümkündür. Yani bir veya daha fazla hesabınızdan, hesabınızdaki mevcudun üzerinde para çekebilirsiniz.Başka bir deyişle, kuantum teorisi yardımıyla mevcut olan enerjinin üstünde bir enerjiyi kullanabilirsiniz'' ifadesini kullandı.Bu sözlerin ardından, ''Zamanda yolculuk mümkünse, niçin kimse gelecekten gelip bize nasıl olduğunu anlatmıyor? sorusuna cevap veren Hawking, ''İnsanoğlunun doğası göz önüne alındığında, gelecekten bir insanın günümüze gelmeyeceğine ve biz zavallı geri kalmış Ataları'na zamanda yolculuğun sırlarını anlatmayacağına inanmak çok zor'' diyerek sözlerini bitirdi.Bilim dünyası, zamanda yolculukta, geri gelen kişinin tekrar eski boyutuna dönmesiyle oluşabilecek sorunları tartışıyor. Zaman ve Genel Görecelik Kuramı: Zamansızlık gerçeğini anlamamıza yardımcı olacak önemli bir konu,yüzyılın en büyük bilim adamı sıfatını taşıyan Albert Einstein’in geliştirdiği Genel Görecelik Kuramı’dır. Görecelik, zamanın evrenin farklı noktalarında farklı hızlarla aktığını, hatta durabildiğini göstererek, mutlak bir kavram olmadığını, değişken bir algı olduğunu ispatlar. Öncelikle, zamanın ne anlama geldiğini düşünmeye çalışalım. Zaman; duyu organlarımız tarafından art arda gelen birtakım olaylar neticesinde hissedilen, tarifi son derece güç olan bir tür algıdır. Zamanın akışını, etrafımızda gözlemlediğimiz hareket değişikliklerini birbirlerine kıyaslayarak anlarız. Örneğin; bardak yere düşer ve kırılır, kömür yanar ve kül olur, yürürüz ve bir an önce odanın bir ucundayken bir an sonra odanın diğer ucunda oluruz. İşte sebep-sonuç ilişkileri çerçevesinde meydana gelen tüm bu olaylar, çevremizde gözlemlediğimiz tüm bu hareketlilik bize zamanın geçtiğine dair bir izlenim verir. Ama zamanı ölçmek için kullandığımız kavramlar, çok değişkendir. Yarım saat dediğimiz süre, eğer sıkıcı bir bekleme içindeysek, saatler kadar uzun gelebilir. Aynı yarım saati, çok eğlenceli ve bitmesini istemediğimiz bir durumda, üç-beş dakika kadar kısa bir süre gibi algılarız. Yani aslında zaman algısı, bizim için farklı hızlarda akabilmektedir. Zamanın akış hızı hakkında bir fikre sahip olmamıza neden olan etken ise, zaman için kullandığımız referanslardır. Güneş doğar ve batar ve ertesi gün tekrar doğduğunda bir gün geçti deriz. Bu olay 30-31 kez tekrarlandığında bu kez 1 ay geçti deriz; ama sorulduğunda bu bir ayla ilgili fazla detay hatırlamadığımızı, geçen zamanın sanki sadece bir an gibi olduğunu düşündüğümüzü itiraf ederiz. Eğer gündüz geceyi, gece gündüzü takip etmese ve elimizde zamanın geçtiğini gösterir bir saatimiz olmasa, belki de geçen zamanın ne kadar olduğuna, bir günün ne zaman başlayıp ne zaman biteceğine dair doğru bir tahminde bulunmamız mümkün olmayacaktı. Bu açıdan zaman, bizim için belirli referanslar olmaksızın, ne hızla aktığı konusunda kesin bir yargıya varamayacağımız bir algıdan ibarettir. Ama önemli olan bu referansların değişmez ve sabit olmamasıdır. Bu gerçek bizi Genel Görecelik Kuramı’na götürür. Einstein'ın Görecelik teorisi, hıza ve konuma göre uzayda farklı zaman dilimleri olduğunu göstermiştir. Karadelikler ise zamanın durduğu zamansızlık ve sonsuzluk boyutunun meydana geldiği fiziksel olaylar olarak karşımızda durmaktadır. Tüm bunlar, Kuran'da bahsedilen zamanın göreceliğinin bilimsel açıklamalarıdır. Hız ve Zaman Einstein, zamanın göreceliği kavramını bilimsel olarak ortaya koymuştur. Bu teoriye göre, zaman mutlak ve değişmez değildir. Zaman, her cismin hızına ve konumuna (çekim merkezine olan uzaklığına) göre hızlı veya yavaş geçmektedir. Einstein’a göre bir sistem hızlandıkça o sistem üzerinde zaman yavaşlamaktadır. Işık hızına yakın bir hızla hareket eden bir aracın içinde zaman daha ağır akar. Her türlü organik, biyolojik ve anatomik yapı daha ağırdan işlemeye başlar. Atom düzeyindeki tüm hareketler yavaşlar. Zamanın hıza göre olan bu değişimini, uzayda hareket eden bir araçtaki gözlemci, yani bir astronot anlayamaz. Çünkü onun da her türlü hücre fonksiyonu, dolaşım ve solunum sistemi daha ağır işleyecektir. Dünyada bildiğimiz 3 saatlik bir zaman geçtiğinde uzay kapsülü içindeki adam için sadece 3 dakika geçmiştir. Görecelik Kuramı olarak bilinen bu teoriyi açıklamak için kullanılan bir diğer örnek ikizler paradoksudur. Bu örnekte aynı yaşlardaki ikizlerden biri dünyada kalırken, diğeri ışık hızına yakın bir hızda uzay yolcuğuna çıkar. Geri döndüğünde ikiz kardeşini kendisinden çok daha yaşlı bulacaktır. Bunun nedeni uzayda seyahat eden kardeş için zamanın daha yavaş akmasıdır. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, eğer ikizlerden uzayda yolculuk yapanın roketi ışık hızının yüzde doksan dokuzuna erişirse, dünyada 30 yıl geçerken uzayda yalnızca 2.9 yıl geçer. Bu örnek bir baba-oğul için düşünülecek olursa uzay yolculuğuna çıkan baba 27 yaşında dünyadaki oğlu ise 3 yaşında olsa, 30 dünya yılı sonra baba dünyaya döndüğünde kendisi 30 yaşında olacağı halde oğlu 33 yaşında olacaktır. Diğer bir deyişle oğlu babasından yaşlı olacaktır. Güneş yüzeyine çok yakın bulunan bir astronotun saati dünyadaki saatlere göre daha yavaş işler. Çünkü Güneş dünyaya kıyasla daha büyük kütlelidir.Bu kurama göre hız arttıkça zaman kısalmakta, sıkışmakta; daha ağır, daha yavaş işleyerek sanki durma noktasına yaklaşmaktadır. Einstein tüm bunları denklemlerle, formüllerle haber vermiştir. Ayrıca Einstein, bir cismin sadece hızının değil, konumunun da zamanı etkilediğini ispatlamıştır. Buna göre, büyük cisimlere yaklaştıkça zaman yavaşlamaktadır. Örneğin, Güneş yüzeyine çok yakın bulunan bir astronotun saati dünyadaki saatlere göre daha yavaş işler. Çünkü Güneş dünyaya kıyasla daha büyük kütlelidir. Zamanın göreceli oluşu, saatlerin yavaşlaması veya hızlanmasından mekanik bir zembereğin ağır işlemesinden değil; tüm sistemin atom altı seviyesindeki parçacıklara kadar farklı hızlarda çalışmasından ileri gelir. Başka bir deyişle zamanın kısalması içinde bulunan kişi için ağır çekim bir filmde rol almaya benzemez. Zamanın kısaldığı böyle bir ortamda insan vücudundaki kalp atışları, hücre bölünmesi, beyin faaliyetleri dünyaya göre daha ağır işlemektedir. Kişi zamanın yavaşlamasını hiç farketmeden günlük yaşamını sürdürür. Ünlü yazar Lincoln Barnett, Genel Görecelik Kuramı’nın ortaya koyduğu bu sonuçları şöyle özetler:Einstein sonsuz geçmişten sonsuz geleceğe akan şaşmaz ve değişmez bir evrensel zaman kavramını bir yana bıraktı. Ona göre zaman duygusu da renk duygusu gibi bir algıydı. Rengi ayırtedecek bir göz yoksa renk diye bir şey olmayacağı gibi, zamanı gösterecek bir olay olmadıkça bir an, bir saat ya da bir gün hiçbir şey değildir. Zamanı en iyi Einstein’ın şu sözleri açıklar; ‘Bireyin yaşantıları bize bir olaylar dizisi içinde düzenlenmiş görünür. Bu diziden hatırladığımız olaylar ‘daha önce’ ve ‘daha sonra’ ölçüsüne göre sıralanmış gibidir. Bir cismin hızına ve konumuna göre hızlanıp yavaşlayabilen zaman, belli şartlarda tamamen durabilmektedir. Bu durumda zamansızlık ve sonsuzluk gibi kavramlarla karşılaşılmaktadır. Astrofizikçi William Kaufmann, karadeliklerin olay ufkunda zamanın tümüyle duracağını ve bu durumun sonsuza kadar süreceğini şöyle belirtmektedir: Karadeliği çevreleyen olay ufkunda zaman tümüyle durur. Eğer bir arkadaşınızı karadeliğe doğru giderken izleyebilseydiniz, saatinin gittikçe yavaşladığını görecektiniz. Olay ufkunu geçtiği anda da zaman sonsuza değin duracağından arkadaşınızın saati de duracaktır. Görüldüğü gibi, insan zihni zamansızlığı kavrayamamasına rağmen zamansızlık kavramı fizik formüllerine girmiş bilimsel bir gerçektir. Ve bu gerçek, materyalist felsefenin 19. yüzyılın köhne bilgilerinden miras kalan varsayımlarını açıkça geçersiz kılmaktadır
__________________ Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz, yürürüz! Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne; Acırım tükrüğe billahi ! tükürsem yüzüne. {Mehmet Akif ERSOY} |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Geçmiş olsun :D | BoDrUmLu1905 | Spor Arşiv | 1 | 28.04.08 16:00 |
| Varislerden kurtulmak mümkün mü? | FuLYa_nL | Sağlık Haber | 0 | 25.04.08 09:36 |
| Serena'yı Tutabilmek Ne Mümkün | n@r_cicegi | Tennis | 0 | 21.04.08 23:50 |
| ÖSYM'nin Geçmiş Yıllarda Yaptığı Tüm Sınavlar | TUGBA | Yükseköğretim | 0 | 18.04.08 20:52 |
| Cepten Bedava Konuşmak Mümkün | n@r_cicegi | BiLim Ve Teknoloji | 0 | 27.02.08 00:14 |
| Sitemiz paylaşım üzerine kurulu bir forum sitesi oldugu için kullanıcılar her türlü görüşlerini ve paylaşımlarını önceden onay alınmadan anında siteye yazabilmektedirler, bu yazılardan dolayi doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulmanız durumunda abuse@alemim.net adresine bildirebilirsiniz, sikayetiniz incelendikten sonra en kisa sürede gereken yapılacaktir |