aLeMiM Forum / Türklerin Paylaşım Platformu


Geri git   aLeMiM Forum / Türklerin Paylaşım Platformu > .:@:. GeneL KüLtür Sanat .:@:. > Felsefe & SosyoLoji
Kayıt ol aLeMiM Paylasim Forumlari Yardım VB Image Host Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et


 


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03.03.08, 23:52   #1 (Sabitlink)
 
n@r_cicegi´ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Üyelik tarihi: Feb 2008

Durumu: n@r_cicegi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Nerden: Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
Mesaj Sayısı: 8,905
Hobisi: Müzik, Sinema, Tiyatro, İnternet, Bilgisayar, Photo Shop, Tarih say say bitmez :=)
Meslek: Ne iş olsa yaparım abi:p

Ruh Halim: Seytani

Mesajlar: 8,905
Aktiflik: 44%
Bağlı Kalma: 99%
Standart Özgürlük, Kader, Alın Yazısı

Özgürlük, Kader, Alın Yazısı


Göründüğü kadar çaresiz olduğumuz sanılmamalı. Alın yazımızın büyük bölümü geçmişte kendimiz tarafından oluşturulmuştur. Alın yazısını oluşturduk, bu yüzden değiştirmeye de yardımcı olabiliriz. Alın yazısı bizi kontrol eder, ama özgür irademizin de alın yazısı üzerinde bir miktar gücü vardır. Ancak, bu durum yalnızca yaşadıklarımızdan aldığımız dersler ve özgür iradeyi yaratıcı bir şekilde kullanmamız ölçüsünde doğru olacaktır.

Ne yaşamın efendisi olduğuna inanan Batının küstah ve kibirli tutumunu, ne de yaşamın kurbanı olduğuna inanan umutsuz Doğu tutumunu kabul edebiliriz. Biri, insanın yaratıcılığına aşırı değer verirken, diğeri bunu küçümser. Biri, tüm insani kötülükleri uzaklaştırabileceğine inanırken, diğeri bu kötülüklere, çaresi olanaksız gözüyle bakar.

Alın yazısına duyulan inanç, tüm enerjiyi felç etmesine ve tüm cesareti boğmasına izin veriliyorsa, yeniden incelenmelidir. Özgür iradeye duyulan inanç, insanları egoist, küstahça bir kibir ve materyalist bir bilgisizliğe götürüyorsa, bu da yeniden incelenmelidir.

Kader ve özgür irade hakkındaki eski tartışmalar sonuçta tamamen yararsızdır. Kendimizi ve çevremizi geliştirmede tamamen özgür olduğumuzu göstermek mümkündür ama aynı zamanda, çaresiz olduğumuzu göstermek de mümkündür. Çünkü her iki durum da söz konusudur ve insanla ilgili herhangi bir durum düşünülürken hesaba katılmalıdır. Dünya Fikri belirli olaylar ve koşulları kaçınılmaz hale getirir.

Dikkatsizce kullanmak yerine sözcüklerin anlamını analiz edersek, "özgür irade" durumunda, bu terimin çoğu kez simgelediği düşünülen fikirden çok ters bir fikri simgelediğini görürüz. Şehvetlerinin ve tutkularının kölesi olmuş kişilerin gerçek özgürlüğü nerede? Kendi iradeleri olduğuna inandıkları şeyi ifade ettiklerinde, aslında bu şehvet ve tutkuların iradesini anlatmaktadırlar. Arzular, tutkular, çevreler, kalıtım ve dış telkinler, eylemlerimizin gerçek kaynağı olduğu sürece bizim gerçek özgür irademiz nerede?

Arzulardan kurtulmuş bir özgürlük olmadan, irade özgürlüğü olmaz. Kendi gerçek benliğinizi bulmadığınız sürece gerçek iradenizi de bulamazsınız. Kader-özgür irade sorunu, çözülmeden önce anlaşılmak zorundadır. Ve bu anlayış, pek kullanılmayan anlamların peşindeki yaklaşım dururken, olağan yüzeysel yaklaşımla elde edilemez. İrademiz özgürdür, ama sadece göreceli olarak.

Tam bir özgürlük yoktur, diğer yandan tam bir zorunluluk da yoktur. Sınırlı bir özgür irade, sınırlar içinde bir özgürlük vardır. Felsefe, insanlıkta bu özgürlüğün temeli olarak, hem bizde bulduğu zekayı, hem de bu zekanın ortaya çıktığı Tanrısal Ruh'u ileri sürer.

Materyalist "determinizm" doktrini doğrulukla yanlışlığın bir karışımıdır. Dış yaşamımızın, kendi dış koşullarımız ve olaylarla belirlendiğine doğru biçimde işaret eder. Bizi, bu koşullara ve olaylara seçtiğimiz biçimde tepki verme özgürlüğünden, hatalı bir şekilde mahrum bırakır. Ahlaki seçimin ilgili olduğu yer tamamen yanlıştır.

Tüm yolumuz boyunca, gerçekten yapmak istediğimiz şeyi yapmak için, iki yol arasından birini seçme şansına sahip olacağımız herhangi bir nokta var mı diye sorabiliriz. Özgürlüğümüz, bir eylemle diğeri arasında seçim yapmakta özgür olduğumuza, ama bu eylemlerden ortaya çıkan sonuçlar arasında seçme özgürlüğümüz olmadığına dayanır. Dışarıdaki geleceğimiz ne olursa olsun, içerideki özgürlüğümüze sahip çıkabiliriz. Yaşamla ilgili amaçlarımızı dilediğimiz gibi belirleyebilir, kendi inançlarımızı seçebilir, arzularımızdan hoşlanabilir ve hoşlanmadığımız şeyleri ifade edebiliriz. Burada, bu düşünce ve duygu, etki ve tepki alanındaki özgür irade, büyük ölçüde bizimdir.

Doğru ve yanlış arasında seçim, ancak bunu yapmak için irade özgürlüğü varsa varolabilir. Materyalist determinizme göre, insanoğlu ne sorumlu ne de özgürdür. Bir kişi suçluysa ya da suçlu olursa, çevre suçlanır, kalıtım suçlanır, toplum suçlanır; ama birey suçlanmaz. Spiritüel determinizm, karma (karşılık), suç işleme konusunda bize böylesine büyük bir izin vermez. Her birimizin kısmen, hem geçmişte hem de şimdi, kendi karakterimizin ve sonuçta ortaya çıkan alın yazımızın yazarı olduğumuzu ileri sürer.

Özgür iradenin varlığını onayladığımızda, dolaylı olarak kaderin varlığını da onaylamış oluruz. Çünkü özgürlük düşüncesinin zihinde ortaya çıkma biçimi konusundaki araştırma, bunun daima kader düşüncesiyle birlikte ortaya çıktığını gösterir. Biri inkar edilirse, diğeri de inkar edilmiş olur.

Her yaşamda, geçmiş karmanın sonucu olarak, belli bir miktar alın yazısı vardır, ama eğer tecrübe edildiyse bir miktar özgür irade de vardır. Yaşamımızdaki her olay karmik değildir, çünkü şimdiki eylemlerimizden de oluşturulmuş olabilir. Her kim, tüm eylemlerinin tamamen kendi kişisel seçimlerinin sonucu olduğunu düşünüyorsa ve her kim, eksiksiz bir özgür irade yanılsamasına kapılmışsa, egosu tarafından kör edilmiş ve aklı çelinmiş demektir.

Bu kişi, belli zamanlarda, başka bir seçenek olmadığından başka bir şekilde davranmanın imkansız olduğunu, gerçekten görmez. Böyle bir imkansızlık kendini gösterir çünkü, koşulları düzenleyen veya anlaşılabilir bir örüntüden hareketle ortaya çıkan bir yasa mevcuttur. Karma, gelişim ve bireyin düşünce eğilimi bu gidişatın başlıca özellikleridir.

Belli bir kişiyle, tesadüfen, önemli sonuçlara yol açan bir karşılaşma yaşamamış olsaydık, yaşamımızın gidişatı ne kadar farklı olurdu fikri, boş ümitler uyandıran spekülasyonlar için bir malzemedir. Kader kimi zaman pamuk ipliğine bağlıdır deriz; ama hep böyle birbirine bağlı, karışık koşullar düğümüne bağlıdır; tek biri değişmiş olsa, işlerin ne kadar farklı olacağı yönündeki spekülasyon oyunu, her ne kadar ilginç gelse de, nafile bir oyundur.

Bir kişinin tüm alın yazısı, bir olaya, bir karara, bir duruma bağlı olabilir. Ve bu tek sebep, sonradan gelecek tüm yıllar için anlamlı olabilir.

Karmanın iradesi, yaşamımızın belli bir parçasında ya da belli bir olayında hüküm sürüp diğer parça ya da olaylarda hüküm sürmemezlik edemez. Burada olup da orada olmamazlık, geçmişte olup da şimdi de olmamazlık edemez. Daha da ileri gidilecek olursa, kendini yalnızca başlıca parçalarla sınırlayıp ikincil olanlarla sınırlamamazlık edemez. Ya hep vardır ya da hiç yoktur. Eğer karma, yaşadığımız olaylara biraz daha fazla alın yazısı katıyor ve bu, Batılıların kendilerini rahat hissetmelerini sağlıyorsa, gerçeğin diğer yüzünün, insanlığımızın derinlerindeki yaratıcı ve tanrısal zekayı ve buna eşlik eden özgürlüğün sınırlarını hatırlamalıyız.

Karşılık yasasının, ebedi ve ezeli bölünmemiş Yüksek Benlik, gerçek varlık üzerinde yetkisi yoktur, yalnızca beden ve zihin, geçici ego üzerinde yetkiye sahiptir.

Özgür iradeli kader doktrinine karşı çıkan, mutlak bir irade özgürlüğü ileri sürenler, özgür iradenin bir cinayetin sonuçlarını nasıl değiştirebileceğini göstermek zorundadırlar. Ölene yaşamı geri verebilir ya da suçluyu ölümden kurtarabilir mi? Öldürülen adamın eşinin mutsuzluğunu yok edebilir mi? Hatta katilin vicdanından kaynaklanan suçluluk duygusunu giderebilir mi? Hayır, bu sonuçlar, kaçınılmaz biçimde söz konusu eylemi izleyecektir.

Astroloji gibi inanışlara yapılan aşırı vurgu, sıkıntıya girmenize hatta yaratıcı olanaklarınızı tamamen unutmanıza neden olabilir. Bunlar aynı sarkacın her iki uçtaki salınımlarıdır. Astroloji, eğilimler ve eylemlerde karma zeminine dayanır. Karar özgürlüğü her bireyin Yüce Benlikten aldığı yaratıcılığı ifade etmesine olanak tanıyan evrimsel bir ihtiyaca dayanır. Gerçeği bulmak için her iki faktörü de göz önünde bulundurmalısınız.

Özgürlük kalbinizde, yani Yüksek Benliğinizde, vardır. Kader yüzeysel yaşamınızda vardır, yani kişiliğinizde. İnsanoğlu, tüm bu varlıkların bir bileşimi olduğu için, ne mutlak bir kadercilik, ne de mutlak bir özgür irade tutumu tümüyle doğrudur ve görünen yaşam da, özgürlük ve kaderin bir bileşimidir... Hiçbir eylem, tümüyle özgür ya da tümüyle kadere bağlı değildir; her şey, bu karışık çift karaktere sahiptir.

Kalıtım, eğitim, deneyim, karma (hem kolektif hem kişisel), özgür irade ve çevre, yaşamak zorunda olduğumuz yaşamın, hem dış hem de iç dokusunu oluşturacak biçimde çalışır. Kendi alın yazımızın dokusunu öreriz, ama kullandığımız iplik, geçmiş düşünce ve eylemlerimizin bizi zorladığı bir tür renk ve nitelik taşır. Sözün kısası varoluşumuz, yarı bağımsız, yarı önceden kararlaştırılmış bir karaktere sahiptir.

Karma kendi yaptıklarımızın sonuçlarını bize getirir, ama bunlar, üstün yasa olan ve olayların gidişatını biçimlendiren Dünya Fikrine uygundur.

Her bireyin kişisel özgürlüğü, belli bir mesafeye dek uzanır, sonra da kendini, kaderle kuşatılmış bulur. Bu sınırın dışında kişi kendini bir bebek kadar çaresiz bulur ve orada hiçbir şey yapamaz.

Yunan trajik dramaları, olayların art arda daha yüksek bir gücün -alın yazısının- emrindeki bir kişiye karşı nasıl dönebileceğini gösterir. Evrensel irade ters bir yönde gelişirken, küçük insanın felaketleri nasıl önleyebileceğini ya da belalardan nasıl kurtulabileceğim anlatır.

Kişisel planlama, ancak alın yazısının onayını aldığı sürece amaçlarına ulaşabilecektir.

Daha yüksek bir gücün emrettiği şey, meydana gelmek zorundadır. Ama kendiniz için yapmış olduğunuz şeyi değiştirebilir ya da eski haline getirebilirsiniz. İlki kaderdir, ikincisi ise alın yazısı. Biri, kişisel egonuzun dışından gelir, diğeri ise kendi kusurlarınızdan. Ruhunuzun evrimsel iradesi olayların doğasının bir parçasıdır, ama her ne kadar yüzeysel de olsa, kendi eylemlerinizin sonuçları, kendi kontrolünüz altındadır.

Yaptığınız her hareketin ve başınıza gelen her olayın, her açıdan önceden kararlaştırılmış olduğu doğru olsaydı, ister istemez bunu izleyecek olan ahlaksal sorumluluğunuzun yok oluşu, sizin için olduğu kadar toplum için de felaket olabilirdi.

Karmanın ağı, yüzyıllarla birlikte, yaşamlar arttıkça çevrenizde gerginleşir ya da ego giderek daha tarafsız olmaya başladıkça incelir.

Kaderimizde olan karar, gizemli bir şekilde iradeli özgür seçimlerimizdeki dişlilerini birbirine geçirdiğinde kesin sonuç ortaya çıkar.

Özgür irade karşı Kader, tamamen yapay, bu nedenle de genellikle çözümsüz olan çok eski ve yararsız bir tartışmadır. Bu ikisi bir karşıtlık değil, birbirlerini tamamlayıcıdırlar. Zıtlık içinde değildirler. Bilge olan, ikisini birleştirir. Karma ve evrim faktörleri hakkında bilgi olmadığında, böyle bir konuyla ilgili her tartışma gerçek dışı, yüzeysel ve aldatıcıdır. Çünkü ruhsal varlık açısından baktığımızda varlık sınırsız bir özgür iradeye sahiptir; ama bedenli olarak bu özgürlüğü sınırlıdır. Bu ince nüans anlaşılmadan hiçbir şey çözülemez.

Alın yazınıza meydan okumaya kalkışabilirsiniz, ama ruhunuzu özgürlüğüne kavuşturmadığınız sürece, sizi yenecektir.

Alın yazısının olması için yönlendirdiği şey paradoksal bir şekilde özgür irademizin kullanılması aracılığıyla meydana gelir.
__________________



BiZ 3 KiŞiYiZ;
KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...






 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bergen - Kader Diyemezsin (1986) KaCaK Videolarınız 2 06.03.08 20:05


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:59 .


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0

MyPagerank.Net Sektörler

Sitemiz paylaşım üzerine kurulu bir forum sitesi oldugu için kullanıcılar her türlü görüşlerini ve paylaşımlarını önceden onay alınmadan anında siteye yazabilmektedirler, bu yazılardan dolayi doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulmanız durumunda abuse@alemim.net adresine bildirebilirsiniz, sikayetiniz incelendikten sonra en kisa sürede gereken yapılacaktir

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340